Muhalefetin önde gelen adaylarından, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, kampanyasını Netanyahu’ya karşı dürüstlük, sorumluluk ve doğrudan yönetim vurgusu üzerine kuruyor. Yashar partisinin adı da bu yaklaşımı yansıtıyor. Eisenkot’un destekçileri, siyasi gösterişten uzak ve icraata odaklanan bir lider aradıklarını söylüyor. Ancak adayın kampanyasında Netanyahu’nun adı açıkça öne çıkmasa da verilen mesajların önemli bölümü mevcut başbakana karşıtlık üzerinden şekilleniyor.
Netanyahu’nun etkisi yalnızca muhalefet cephesinde görülmüyor. Eski başbakan Naftali Bennett ile milliyetçi sağdan Avigdor Lieberman gibi isimler de dahil olmak üzere siyasi aktörler, kendilerini Netanyahu’ya göre konumlandırıyor. Aşırı sağ ise Netanyahu’yu daha sert politikalara yönlendirilmesi gereken bir lider olarak değerlendiriyor; Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesi, Filistinlilerin “gönüllü” ayrılışını teşvik edecek bir bakanlık kurulması, idam cezası ve Filistinli mahkûmlara yönelik daha ağır uygulamalar gibi talepler bu çerçevede savunuluyor.
Seçimin son döneminde Netanyahu, rakiplerini özellikle Arap partileriyle olası iş birliği konusunda savunmaya iten bir kampanya yürüttü. Seçim afişlerinde tercih, “sağ” ile “Filistin” arasında bir seçenek gibi sunulurken, muhalefet liderleri Arap vatandaşlarını temsil eden partilerle birlikte gösterildi. İsrail nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Filistinli vatandaşların partileri geçmişte hükümetlere katılmamış ve hükümetlere davet edilmemişti. Netanyahu yanlısı medya kuruluşlarının desteğiyle bu konu, Netanyahu karşıtı bloğun başlıca tartışma başlıklarından biri haline geldi.
Netanyahu’nun iktidarda kalma ihtimali, 7 Ekim 2023 saldırıları, Hamas’ı yok etme hedefinin gerçekleşmemesi, İran’ın nükleer tehdidinin ortadan kaldırılamaması ve Gazze’deki savaşın İsrail’in uluslararası itibarına verdiği zarar nedeniyle dikkat çekiyor. Bunun yanında yargının yetkilerini sınırlama girişimi, danışmanları hakkında Katar’dan para alındığı iddiaları ve devam eden yolsuzluk davası da eleştirilerin odağında. Buna karşın Netanyahu’nun üç on yıllık siyasi bağlılığa dayanan tabanı büyük ölçüde değişmedi. Destekçileri, 7 Ekim öncesindeki uyarılara rağmen yaşananlardan ordu ve istihbarat yöneticilerini sorumlu tutan anlatıyı benimsiyor. Anketlerde iki bloğun çoğunluk sağlayamadan başa baş görünmesi, seçimin sonucunu parlamento aritmetiğine ve Netanyahu’nun koalisyon kurma becerisine bağlıyor.
Kaynak: The Guardian