Avustralya’daki kabine üyeleri, diplomatlar ve savunma sanayisi temsilcileri, ABD Kongresi’nin Demokratların kontrolüne geçmesinin ardından Washington’daki güç dağılımını yakından izliyor. Uzmanlara göre sonuçlar, Donald Trump’ın başkanlığının kalan iki yılında dış politika, Aukus savunma anlaşması, Çin’le ilişkiler ve veri merkezleri yatırımları üzerinde etkili olabilir. Ancak ekonomik koşulların, özellikle hayat pahalılığı ve yakıt fiyatlarının, Avustralya hükümeti açısından daha doğrudan bir uyarı taşıdığı belirtiliyor.
United States Studies Centre kıdemli araştırmacısı Bruce Wolpe, Trump’ın seçmenleri harekete geçirme kapasitesinin hayat pahalılığı nedeniyle zayıfladığını söyledi. Wolpe, İran savaşının ekonomik sonuçlarının Albanese hükümetini de zorladığını belirterek insanların hükümetin ekonominin kontrolünü kaybedip kaybetmediğini sorguladığını ifade etti. Westpac uluslararası ekonomi birimi başkanı Elliot Clarke ise seçim sonuçlarının İran savaşıyla ilgili beklentileri değiştirdiğini, küresel petrol fiyatındaki düşüşün enflasyonu sınırlayabileceğini ve merkez bankalarının faiz artırımlarında daha temkinli davranabileceğini söyledi.
Eski Washington büyükelçisi Arthur Sinodinos, Kongre’deki değişimin Avustralya’ya hem Demokratlarla hem Cumhuriyetçilerle politika yürütme fırsatı verdiğini, ancak ABD dış politikasındaki belirsizliği de artırabileceğini kaydetti. Eski sanayi bakanı Ed Husic ise Trump yönetimiyle ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve müttefiklere uygulanan tarifelerin sona erdirilmesi gerektiğini savundu. Aukus anlaşmasının mimarlarından Abe Denmark, Washington’da yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığını, bunun Canberra için daha fazla temas noktası yaratırken siyasi gürültüyü de artıracağını belirtti.
Veri merkezleri de iki ülkede seçmen tepkisinin ortak başlıklarından biri olarak öne çıktı. Demokrat senatör Sarah Hanson-Young, veri merkezi yatırımlarının yoğun olduğu Texas, Georgia ve Ohio’daki sonuçların bu konunun etkisini gösterdiğini söyledi. Başbakan yardımcısı Richard Marles ise Avustralya’da bu yatırımlar için toplumsal onayın sağlanması gerektiğini, merkezlerin banliyölere kurulamayacağını ve su ile enerji kaynaklarının doğru biçimde planlanması gerektiğini ifade etti. Hükümetin 2027 için hazırladığı yapay zekâ mevzuatının da ABD’deki olası düzenleme değişikliklerinden etkilenebileceği belirtildi.
Kaynak: The Guardian