Kanser gençleşiyor: 50 yaş altındaki vakalar neden artıyor?
Özet haber: Elli yaşın altındaki kişilerde bazı kanser türlerinin görülme sıklığı son yıllarda belirgin biçimde arttı. Bilim insanları bunun farklı nedenleri olduğunu söylüyor.
Rakamlar endişe verici. Bazı kanser türlerinde vaka sayısı son 20 yılda iki katına çıktı. Ancak bunun gerçekten hastalıkların iki kat arttığı anlamına mı geldiği, yoksa toplumdaki farkındalığın hastanelerdeki tanı ve tedavi imkânlarının gelişmesi sayesinde erken evrede daha fazla vakanın tespit edilmesinden mi kaynaklandığı henüz net değil.
Örneğin bağırsak kanserine bakalım: İngiltere'de 2001 yılında 50 yaşın altındaki her 26 bin kişiden birine bu kanser türü teşhisi konuluyordu. 2023'te ise bu oran her 12 bin kişiden bire yükseldi. Yani vaka oranı milenyumun başına kıyasla yaklaşık iki katına çıktı.
Bu veriler, İngiltere, ABD ve Hollanda'daki kanser kayıtlarını analiz eden, kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan oluşan uluslararası bir ağ olan Dünya Kanser Araştırma Fonu'ndan (WCRF) geliyor.
Londra'daki Kanser Araştırmaları Enstitüsü'nde klinik epidemiyoloji profesörü olan Amy Berrington de Gonzalez, rakamların iki katına çıkmasına rağmen genel düzeyin hâlâ düşük olduğuna dikkat çekiyor. DW'ye şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Kanser gençlerde hâlâ nadir görülüyor. Küçük bir sayının üç katı da hâlâ küçük bir sayıdır."
Ancak Berrington de Gonzalez ve diğer bilim insanları, bunun küresel bir eğilim olması nedeniyle rakamların neden yükseldiğini anlamak istiyor. Latin Amerika bunun tipik örneklerinden biri.
Gençlerdeki kanser vakaları açısından bazı veriler hayli dikkat çekici. 2025 yılında yayımlanan bir araştırmada, 50 ülke ve bölgenin 2017'ye kadar olan kayıtları incelendi. Bu bölgelerin 27'sinde gençler arasındaki bağırsak kanseri vakalarının arttığı belirlendi.
Latin Amerika'da bu artış Şili, Arjantin, Ekvador, Kosta Rika ve Porto Riko'da görüldü. Şili'deki yıllık yaklaşık yüzde 4'lük artış, kaydedilen en yüksek oranlardan biri oldu.
Imperial College London'da kanser epidemiyolojisi profesörü olan Marc Gunter, Latin Amerika'nın gelişim sürecinde daha zengin ülkelerin izlediği yolu takip edeceğini düşünüyor. Gunter, Batı tarzı yaşam biçimine giderek daha fazla yaklaşan beslenme alışkanlıkları ve daha hareketsiz bir günlük yaşamın yaygınlaştığına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapıyor:
Berrington de Gonzalez ise daha sağlıklı değerlendirmeler yapılabilmesi için veri altyapısının geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor:
"Kanser için daha iyi kayıt sistemlerine ihtiyacımız var. Özellikle de obezite oranlarının arttığı Brezilya ve Meksika gibi ülkelerde."
Berrington de Gonzalez, 2025'te yayımlanan ve 42 ülkeden verilerin değerlendirildiği bir başka araştırmada, 2003 ile 2017 arasındaki verileri iki yaş grubu üzerinden karşılaştırdı: 20-49 yaş arasındakiler ve 50 yaşın üzerindekiler.
Ülkelerin çoğunda altı kanser türünün gençler arasında arttığı görüldü: tiroit, meme, bağırsak, böbrek, rahim ve kan kanseri. Bağırsak kanseri dışında bu kanser türlerinde 50 yaş üzerindeki grupta da artış kaydedildi.
Bağırsak kanserindeki veriler ise gerçekten sıra dışıydı. Ülkelerin yaklaşık üçte birinde gençler arasındaki vaka artışı, yaşlılara kıyasla daha yüksek çıktı. Berrington de Gonzalez şu noktaya dikkat çekiyor:
"Gençlerde artarken yaşlılarda azalan tek kanser türü bu gibi görünüyor."
Bunun araştırmalar açısından da sonuçları var. Kanser vakaları bütün yaş gruplarında artıyorsa, bunun nedenlerinin de muhtemelen toplum genelinde yaygın olması beklenir. Berrington de Gonzalez'e göre, araştırmalarda yalnızca gençlere odaklanılması halinde, yeterli veri bulunmadan karmaşık açıklamaların peşinden gitme riski ortaya çıkıyor.
ABD'de 15-39 yaş arasındaki yetişkinlerde pankreas kanserini inceleyen bir araştırma, vakalardaki artışın neredeyse tamamen erken evrede teşhis edilen tümörlerden kaynaklandığını ortaya koydu. Ölüm oranlarında ise değişiklik olmadı.
Araştırmacılar bundan, aslında kanser vakalarının artmadığı, erken teşhis olanaklarının geliştiği sonucunu çıkarıyor. Bunun toplumdaki farkındalığın artması ve insanların kontrol ve taramalara gitmeye daha istekli hale gelmesiyle açıklanabileceği belirtiliyor.
Bağırsak kanseri söz konusu olduğunda ise veriler farklı bir tablo ortaya koyuyor. ABD'de yapılan bazı araştırmalar, ileri evre kanser vakalarının da arttığını gösteriyor. Bu da yalnızca teşhis sayısının değil, hastalıkların gerçekten arttığına işaret ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'na göre, obezitenin en az 13 kanser türünün kanıtlanmış nedenlerinden biri olduğu kabul ediliyor.
2021 yılında mevcut araştırmalar üzerinden yapılan bir değerlendirme, fazla kilolu gençlerde 50 yaşından önce bağırsak kanserine yakalanma olasılığının iki katına çıktığını gösterdi. Obezite özellikle gençler arasında en hızlı artışı gösterdi. DSÖ'ye göre 1990'lardan bu yana yetişkinlerde obezite oranları iki katına çıkarken genç yetişkinlerde dört katına yükseldi.
İşlenmiş et ürünleri kanserojen kabul ediliyor.
Alkol de risk faktörleri arasında yer alıyor.
Sebze, tam tahıllar ve baklagiller gibi lif bakımından zengin gıdalar kanser riskini azaltıyor.
Bazı uzmanlara göre yüksek oranda işlenmiş gıdalar ve mikroplastikler de kansere neden olabilir. Ancak Gunter, bu konudaki kanıtların henüz net olmadığını belirtiyor.
Daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurgulayan Gunter'a Berrington de Gonzalez de katılıyor:
"Beslenme alışkanlıkları değişti, ancak bunun nasıl bir rol oynayabileceğini henüz bilmiyoruz."
Gunter'a göre insanları, hazır gıdalara ve masa başı işlere göre şekillenmiş toplumlarda yaşadıkları için suçlamak doğru değil. Kalıcı bir değişim için sağlık politikalarının da değişmesi gerekiyor.
Bununla birlikte Gunter, gençlerin sağlıklı kiloyu koruyarak, daha fazla hareket ederek, lifli gıdaları artırıp işlenmiş et tüketimini azaltarak kansere yakalanma riskini düşürebileceğini vurguluyor.
"Yürüyüşe çıkmak, fiziksel olarak daha aktif olmak, daha fazla meyve ve sebze yemek... Bunların hiçbiri şu anda çok moda olmayabilir ama gerçekten çok önemliler."
Berrington de Gonzalez'in bu yazıyı okuyan 30'lu yaşlardaki kişilere ise rahatlatıcı bir mesajı var: Gençlerde kanser vakaları hâlâ görece nadir görülüyor.
Kaynak: DW Türkçe
