Sırbistan'da 26 yıl sonra: Vuçiç'in kaderi Miloşeviç gibi mi olacak?
Özet haber: Sırbistan halkı 26 yıl önce otokrat lider Slobodan Miloşeviç'i iktidardan uzaklaştırdı. Şimdi ülke yine kritik bir seçime gidiyor. Aleksandar Vuçiç ise tarihin tekerrür etmesini önlemek istiyor.

Aleksandar Vuçiç 5 Ekim 2000'de yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:
"Öyle zamanlar gelir ki toplumun bütün tortusu, bütün çamuru, toplumdaki kötü olan her şey yüzeye çıkar. Biz bu dersleri yaşadık ve öğrendik. Bu yüzden onları yeneceğiz."
5 Ekim 2000, Sırbistan'ı uzun yıllardır yöneten Vuçiç açısından en büyük siyasi travma olmayı sürdürüyor. O gün Sırbistanlılar sokaklara çıkarak otokrat lider ve savaş savunucusu Slobodan Miloşeviç'i seçim yenilgisini kabul etmeye zorladı. Miloşeviç'i mağlup eden, farklı küçük demokrat partilerden oluşan renkli bir koalisyondu.
Vuçiç, 2000 yılında karşı taraftaydı. Miloşeviç'in koalisyon ortağı olan aşırı milliyetçi Sırp Radikal Partisi'nin üyesiydi. Sırbistan hükümetinde Enformasyon Bakanı olarak görev yapan Vuçiç'in başlıca sorumluluklarından biri sansürdü.
Dolayısıyla Sırbistan'ın 26 yıl önce yaşadığı demokratik dönüşümün bugün ülkenin güçlü adamı olan Vuçiç açısından hassas bir konu olarak kalması şaşırtıcı değil. Üstelik Vuçiç, bugün kendisini Miloşeviç'in o zamanki durumuna benzer bir konumda bulabilir. Kısa süre önce devlet başkanlığından istifa etti. Şimdi 25 Ekim'de yapılacak seçimlerde Sırp İlerleme Partisi'nin başbakan adayı olarak iktidarda kalmak istiyor.
Siyaset bilimci ve kamuoyu araştırmacısı Dusan Lj. Milenkoviç, Pazar günü düzenlenecek seçimin önemini şu sözlerle anlatıyor:
"Bu seçim bir referandum. Sırbistan'ın önümüzdeki onlarca yılı için yalnızca iki yol var: Ya Aleksandar Vuçiç'in otokrat yönetiminden kurtuluş ya da onlarca yıl baskı ve diktatörlük altında yaşamak."
Bu kez Vuçiç'e yönelik meydan okuma birleşik demokratik muhalefetten gelmiyor. Öğrencilerden geliyor. "Öğrenci Listesi" adlı oluşum iktidarın kötüye kullanılması ve yolsuzluğa karşı gelişen büyük protesto hareketinden doğdu. Öğrenciler aylar boyunca ülkenin büyük üniversitelerini bloke etti. Protestoları tetikleyen olay ise 2024'ün sonunda, kısa süre önce yenilenen Novi Sad Tren İstasyonu'nun giriş sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiydi.
Öğrenciler, aday olarak saygın profesörleri, aktivistleri ve kamuoyunun tanıdığı isimleri seçti. Listede profesyonel siyasetçilere rastlanmıyor. Yıllardır parçalanmış durumdaki muhalefetin Vuçiç'in iktidarını sarsmayı dahi başaramamasının ardından bu strateji karşılık buluyor gibi görünüyor. Son anketlerden biri Öğrenci Listesi'ni yüzde 44,4, Vuçiç'in cephesini ise yüzde 41,7 seviyesinde gösteriyor. Muhalefet partilerinin çoğu da artık yarıştan çekilerek öğrencilere destek veriyor.
Buna karşılık hükümete yakın araştırma kuruluşlarının anketleri Vuçiç'in açık ara önde olduğunu gösteriyor. Ancak kurumlara ve medyaya duyulan güvenin tarihî ölçüde düşük seviyeye indiği Sırbistan'da kamuoyu araştırmalarına da ihtiyatla yaklaşılıyor.
Eski Başbakan Zoran Zivkoviç ülkede bir "referandum havası" bulunduğunu söylüyor. Zivkoviç, 2000 yılındaki seçimleri kazanan koalisyonun üyelerinden biriydi. İlk demokratik Başbakan Zoran Cindjiç'in 2003 yılında bir suikastta öldürülmesinin ardından başbakanlık görevini devralmıştı.
"O dönemde gerçek anlamda ve iyi örgütlenmiş bir muhalefet vardı. Ne yazık ki bugün Sırbistan'daki muhalefet 21'inci yüzyıldaki dinozorlara benziyor. Ya artık mevcut değil ya da kendisini rejime sattı. Her hâlükârda Sırbistan'ın yeniden dürüstlüğün ve hukukun egemen olduğu bir devlet haline gelmesine katkı sağlamıyor."
Muhalefete yönelik hayal kırıklığı, öğrenci hareketinin yükselişinin nedenlerinden biri. Bir diğer neden iseVuçiç'in kendisi. Batı Balkan ülkesini Avrupa Birliği (AB), Rusya ve Çin arasında dengelemeye çalışan Vuçiç; medyayı kontrol etmek, doğal kaynakları elden çıkarmak ve organize suçla bağlantılı olmakla suçlanıyor.
Bugünkü protesto hareketi, 2000 yılındaki gösterileri çoktan geride bıraktı. O dönemde vatandaşlar iki hafta boyunca sokaklara çıkmıştı. Miloşeviç ancak ordunun ve polisin bir bölümünün desteğini kaybettikten sonra yenilgiyi kabul etmişti. İktidar aygıtı çökmüştü.
Ancak bugünkü Sırbistan o dönemin ülkesi değil. Yugoslavya'nın dağılması sırasında yaşanan on yıllık kanlı savaşların, savaş suçlarının, yaptırımların, hızla yükselen enflasyonun ve Kosova ihtilafının zirveye ulaştığı 1999'daki NATO bombardımanlarının ardından kalan Sırbistan değil.
Sırbistan ve Karadağ'dan oluşan dönemin Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, ancak 5 Ekim 2000'den sonra yeniden Birleşmiş Milletler'e üye oldu. Maaşlar ve emekli aylıkları yeniden düzenli olarak ödenmeye başladı. Dış borçların önemli bir bölümü silindi.
Milenkoviç, Vuçiç'in bu döneme yaklaşımını şöyle değerlendiriyor:
"Vuçiç her zaman 5 Ekim'in bütün bu kazanımlarını inkâr etmeye çalıştı. Bu, siyasi açıdan işine geliyordu. Böylesine büyük bir güce sahip birçok siyasetçi gibi o da kendi bakış açısını Sırp toplumunun kolektif hafızasına yerleştirmek istiyor."
5 Ekim'in hatırasına yalnızca hükümet karşıtları başvurmuyor. Vuçiç de yıllardır Miloşeviçc döneminin söylemlerini kullanıyor. Eleştirmenlerini "yabancı paralı askerler", "teröristler" ve "faşistler" olarak nitelendiriyor. Kendisine karşı başlatılan hareketi ise Batı'dan ithal edilmiş bir "renkli devrim" olarak tanımlıyor. Bu ifadeler büyük bulvar gazeteleri ve Sırbistan'daki televizyon kanallarının neredeyse tamamı aracılığıyla sürekli kamuoyuna aktarılıyor.
Ancak klasik milliyetçi söylemler ve Sırbistan'ın Doğu'ya mı Batı'ya mı, yani Avrupa Birliği'ne mi yoksa "Ortodoks ana vatan" Rusya ile ittifaka mı yönelmesi gerektiği gibi konular Öğrenci Listesi açısından önem taşımıyor. Hareket liberallerle milliyetçileri, solcularla sağcıları bir araya getiriyor. Liste, iktidar değişikliğini sağlayacak bir araç olarak görülüyor. Öncelikli konuları ise suçla mücadele ve hukuka saygı.
Eski Başbakan Zoran Zivkoviç'in bir tavsiyesi var:
"Yeni hükümetin üyeleri şimdiden hazır olmalı. İktidarı devraldıktan sonraki gün, yedi gün sonra ve bir ay sonra ne yapacaklarını bilmeleri gerekiyor. Bütün reformlar bir yıl içinde uygulanmalı. Ardından herkesin kendi programıyla yarışacağı gerçek demokratik seçimler yapılmalı."
Zivkoviç'e göre özellikle "lustrasyon", yani eski rejimin parçası olmuş kişilerin siyasi görevlerden uzaklaştırılması büyük önem taşıyor:
"Bugün iktidarda bulunanların, yaşadıkları apartmanın yönetim kuruluna bile aday olamamaları gerekir."
Öğrenciler seçim kampanyalarını ağırlıklı olarak sosyal medya ve kapı kapı dolaşarak yürütüyor. Seçimi kazanmaları halinde Vuçiç'in nasıl bir sonla karşılaşmasını istediklerini de gizlemiyorlar. Viral hale gelen reklam filmlerinden birinde Vuçiç tek başına yer alıyor. Arka planda kendisini öven konuşmaları duyuluyor. Ardından görüntü değişiyor: Yüzü seçilmeyen bir adam bir cezaevi koridorunu temizliyor.
Aleksandar Vuçiç'in yargılanmasına kadar gidilecek yol henüz oldukça uzun. Şimdilik Sırp hükümetinin muhalifleri seçimlerde manipülasyon yapılmasından endişe ediyor. Protestolar sırasında polisin ve hükümete yakın grupların defalarca başvurduğu türden açık şiddet olaylarının yaşanmasından da korkuluyor.
Belgrad'da sosyoloji profesörü ve Öğrenci Listesi'nin adaylarından Jovo Bakiç, zaferden emin olduğunu söylüyor. Vuçiç'in yenilgiyi kabul etmeyeceğinden de aynı ölçüde emin. Tıpkı bir zamanlar Miloşeviç gibi. Ancak Bakiç, Vreme dergisine yaptığı açıklamada öğrencilerin bu ihtimal için de bir planı bulunduğunu belirtti.
Hükümet karşıtlarının önemli bir bölümü anlaşılan şimdiden seçim sonrasına hazırlanıyor: Oyların adil biçimde sayılması ve sonucun kabul edilmesi için verilecek mücadeleye.
Şimdilik kesin olan tek bir şey var: Sırbistan, 2000 yılından bu yana sonucu en öngörülemez seçimlerinden birine gidiyor.
Kaynak: DW Türkçe




