Dünya Türkiye'de yapılacak İklim Konferansı COP31'e hazırlanıyor
Özet haber: Dünya liderleri, Fiji'de düzenlenen zirvede Türkiye'de yapılacak İklim Konferansı'nın hazırlıklarını yapıyor.
Dünya ülkelerinin liderleri bu hafta, yaklaşık 60 ülkeden bakanlar ve iklim müzakerecileriyle birlikte, önümüzdeki ay Türkiye'de başlayacak olan, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğündeki uluslararası iklim konferansına (COP31) ilişkin çözülmemiş konuları görüşmek üzere Fiji'de buluştu.
Toplantıların Pasifik adası Fiji'de düzenlenmesinin, siyasi ve toplumsal bir nedeni de var: Pasifik adaları, iklim değişikliği nedeniyle varoluşsal bir mücadele veriyor. Pasifikliler için okyanus, gıda, iş ve kültür ve kimlikle derin bir bağ anlamına geliyor. Ancak iklim değişikliği, sıcaklıkların küresel düzeyde yükselmesiyle birlikte deniz seviyesinin de yükselmesine neden olarak okyanusu bir tehdide dönüştürüyor. Pasifik liderleri, COP31 öncesi yapılan bu görüşmeleri, alçak rakımlı adalarının karşı karşıya olduğu aciliyeti vurgulamak için bir fırsat olarak görüyor.
Küçük Ada Devletleri Birliği'nin (AOSIS) baş iklim müzakerecisi Anne Rasmussen, "Gelgit çekildiğinde, evlerin temellerini, atalarınızın mezarlarını görürsünüz" diyerek yükselen deniz seviyesinin bazı toprakları yaşanamaz hâle getirdiğini belirtti.
DW'ye konuşan Rasmussen, bu görüşmelerin Pasifik'te yapılmasının önemine dikkat çekerek bunun aslında "iklim değişikliği tehdidi altındaki adaların halklarına yönelik bu etkilere göz yumup kulak tıkamaya devam edenleri" bu sürece dahil etmek için yapıldığını söyledi. Rasmussen, "Bu, kırılganlığı gözler önüne seriyor. Hâlihazırda yaşanan etkileri gösteriyor. Ayrıca bu ön COP31 görüşmelerine halkı, cephedeki gerçek insanları da dahil ediyor" diye konuştu.
Zirveye katılan liderler önce, insan kaynaklı iklim değişikliğinin yol açtığı deniz seviyesi yükselmesi nedeniyle bilim insanlarının yaşanamaz hale gelecek ilk ülkelerden biri olabileceğini öngördüğü Tuvalu adasına gidecek.
Geçen ay BM Genel Kurulu'nda Tuvalu Başbakanı Feleti Teo, delegelere deniz seviyesinin yükselmesinin "mevcut bir gerçeklik" olduğunu söylemişti. Teo, "Tuvalu'nun mesajı açık: Dünya, gelecek nesiller için geleceği korumak amacıyla şimdi kararlı, ortak ve acil biçimde harekete geçmeli" demişti.
Deniz seviyesinden ortalama yalnızca iki metre yükseklikte bulunan takımada, su seviyeleri yükseldikçe daha sık ve şiddetli sellerle karşı karşıya kalıyor.
Pasifik'teki Samoa adasından olan Rasmussen, "Art arda kasırgalar ve fırtınalar yaşamak, art arda ciddi seller yaşamak... Bu gerçekten ülkeleri geriye götürüyor ve toplulukları etkiliyor. İnsanlar evlerini kaybediyor" diye konuştu.
Rasmussen ayrıca, yükselen deniz seviyesinin tatlı su kaynaklarını tuzla kirlettiğini ve bunun ekinleri tehdit ettiğini söyledi. Bunun yanı sıra, ısınan okyanuslar mercanların hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu algleri kaybetmesine yol açarak beyazlamalarına ve yerel halkın geçimini sağladığı çeşitli deniz canlılarını barındırma kapasitelerinin azalmasına neden oluyor.
Konferansa bölge dışından yalnızca birkaç liderin katılması beklenirken, aralarında Almanya, Meksika ve Güney Kore'nin de bulunduğu ülkelerden müzakereciler de Fiji'de hazır bulunacak. Küresel ısınmayı sınırlama çabalarının gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor.
Pasifik liderleri, dünya liderlerinin 2015'teki Paris İklim Konferansı'nda üzerinde anlaştığı küresel sıcaklık artışını 1,5 derecede sınırlama taahhüdünün yenilenmesi için baskı yapıyor.
Eylül ayında yayımlanan bir BM raporuna göre, en iyimser senaryoda bile sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla en az 1,8 derece artması bekleniyor. Buna rağmen raporda, "sıcaklıkları düşürmenin" hâlâ mümkün olduğu belirtildi.
İklim düşünce kuruluşu E3G'nin Avustralya ülke sorumlusu Natasha Green, küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin, "iklim değişikliğinin kötüleşen etkilerine uyum sağlama ve dayanıklılık kazanma" konusunda ülkelerin birlikte çalışması gerektiğini söyledi.
Bu haftaki görüşmelerin kilit konularından biri de, iklim finansmanı olacak. Küresel sıcaklıkların yükselmesine çok az katkıda bulunan ama bunun en kötü etkilerini yaşayan yoksul ülkeler, uzun süredir daha zengin ve daha yüksek emisyonlu ülkelerden, daha sıcak bir dünyaya uyum sağlamalarına yardımcı olacak daha fazla finansman sağlamalarını talep ediyor.
Çevre ve insan hakları örgütü Germanwatch'ın uluslararası iklim politikası bölüm başkanı Laura Schäfer, COP başkanlığını yürüten Avustralya'nın "çetrefilli sorulara eğilmesi" gerektiğini söyledi.
Gündemde ayrıca enerji üretiminde fosil yakıt kullanımından vazgeçilmesi de yer alacak. 2023 iklim konferansında ülkeler ilk kez, petrol, doğal gaz ve kömüre bağımlı olmayan bir geleceğe yönelme konusunda anlaşmıştı. Ancak o zamandan bu yana kaydedilen ilerleme sınırlı kaldı.
Bu yılın başında, Fosil Yakıtlardan Geçişe İlişkin İlk Uluslararası Konferans'a 60'a yakın devlet katılım gösterdi.
Bilim insanları, çevreyi kirleten bu enerji kaynaklarının tüketilmesine son vermenin, küresel sıcaklık seviyelerini üzerinde anlaşılan sınırların altına çekmenin tek yolu olduğunu söylüyor. Bu sayede, ada devletlerini ve kıyı topluluklarını etkileyen yükselen deniz seviyeleri gibi iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden bazılarının önüne geçilebilecek.
COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek.
Kaynak: DW Türkçe