Federal Anayasa Mahkemesi’ne güven gerilerken yargıç seçimi tartışılıyor
Özet haber: Almanya’da Federal Anayasa Mahkemesi hâlâ en güvenilen devlet kurumlarından biri olsa da kamuoyundaki destek son yıllarda belirgin biçimde düştü. Uzmanlar, bu gerilemede mahkemenin kararları kadar yargıçların belirlenme yönteminin de etkili olabileceğini belirtiyor.
YouGov’un kuruluşunun 75’inci yılı dolayısıyla yaptığı araştırmaya göre Almanların yüzde 66’sı Federal Anayasa Mahkemesi’ne güveniyor. Bu oran, Federal Konsey için yüzde 47, Federal Meclis için yüzde 38, federal hükümet için ise yüzde 29 olarak ölçüldü. Ancak Allensbach Demoskopi Enstitüsü’nün verileri, mahkemeye duyulan güvenin 2021’de yüzde 81 düzeyinde olduğunu gösteriyor.
Güven kaybının nedenleri konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor. Covid-19 salgını sırasında hükümetin bazı özgürlükleri sınırlamasına izin veren kararlar, mahkemenin bağımsız bir hakem gibi davranmadığını düşünen kesimlerin tepkisini çekti. Hamburg Üniversitesi’nden emekli siyaset bilimi profesörü Christine Landfried ise mahkemenin siyasi meselelerle ilgilenmesinin görevinin doğal sonucu olduğunu, ancak kararların siyasi tartışmalardan değil hukuki gerekçelerden hareket etmesi gerektiğini savunuyor.
1951’de kurulan mahkeme; insan onuru, demokrasi ve hukuk devleti gibi anayasal ilkelerle birlikte veri kullanımı, iklimin korunması ve sosyal yardımlar gibi gündelik yaşamı etkileyen konularda da karar veriyor. Eski anayasa yargıcı Gertrude Lübbe-Wolff’a göre asıl sorun mahkemenin siyasi konulara bakması değil, kurumun bileşiminin Almanya’daki değişen siyasi tabloyu yeterince yansıtmaması.
Mevcut sistemde Federal Meclis ve Federal Konsey, mahkemenin iki dairesindeki sekizer yargıcın yarısını ayrı ayrı belirliyor. Büyük partiler arasındaki uzlaşı, SPD’nin Frauke Brosius-Gersdorf’u aday göstermesiyle geçen yıl sarsıldı. Sosyal medyada yayılan kanıtlanmamış iddialar ve adayın kürtaj konusundaki tutumu, bazı CDU milletvekillerinin desteğini çekmesine yol açtı. Lübbe-Wolff ve Landfried, adayların ilanla belirlenmesi ve farklı partilerden oluşan bir komitenin seçim yapması fikrini destekliyor. Bu yöntemin parti etkisini azaltabileceği ve daha geniş bir aday havuzu oluşturabileceği düşünülüyor.
AfD’nin aday gösterme hakkı da tartışmanın bir başka boyutunu oluşturuyor. YouGov’a göre mahkemeye güven, AfD destekçileri arasında yüzde 34’te kalırken CDU ve SPD seçmenlerinde yaklaşık yüzde 80 seviyesinde. Lübbe-Wolff, Federal Meclis’teki siyasi yelpazenin genişlemesi nedeniyle AfD ve Sol Parti’nin adaylarının da değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Landfried ise AfD’nin kısmen anayasa karşıtı bir parti olduğu görüşünden hareketle bu öneriye katılmıyor ve Nazi geçmişi nedeniyle Almanya’da demokratik düzeni korumakla özel olarak yükümlü mahkemede aşırı sağ eğilimlere karşı daha dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Kaynak: DW Türkçe

